SLR sistemlerin en büyük avantajı, farklı ihtiyaçlara yönelik lenslerin kullanımına olanak tanımasıdır. Ancak anı yakalamanın hayati olduğu spor ve basın fotoğrafçılığı gibi alanlarda lens değiştirmek, önemli bir kareyi kaçırmak anlamına gelebilir. Profesyonel fotoğrafçılar böylesi bir durumla karşılaşmamak için genellikle ya farklı odak uzaklıklarına sahip lenslerin takılı olduğu birden fazla gövde taşımak zorunda kalıyor ya da ihtiyaç duyulabilecek tüm odak aralıklarına sahip tek bir lens kullanmayı tercih ediyor.
Canon, sektördeki bu tür ihtiyaçlara çözüm üretme konusunda öncü bir marka olsa da böylesi geniş bir odak aralığını tasarlamak, karmaşık matematiksel hesaplamalar ve yeni teknolojiler gerektiriyordu. Bu nedenle bilgisayarların optik tasarımda kullanılmaya başlanmasına kadar tam anlamıyla bir çözüm üretilemedi. Öyle ki, EF sistemine kadar Canon'un piyasaya sunabildiği en yüksek zum oranlı lens, 6x zum oranına sahip FD 50-300mm f/4.5 L modeliydi.
Canon, EF sistemine geçiş yaptıktan sonra yüksek zum aralığına sahip bir lens hazırlamak için projenin başına bu alanda oldukça tecrübeli bir ismi getirdi: Dr. Hiroshi Endo. Dr. Endo, profesyonel TV kameraları için tasarladığı ekstrem odak aralıklarına sahip lens modelleriyle tanınan ve geniş zum odak aralığında uzmanlaşmış bir matematikçiydi. Başında olduğu tasarım grubu ile 10 farklı prototip ürettiler ve nihayetinde en iyi performansı sunan 7. tasarım EF 35-350mm f/3.5-5.6 L USM olarak 1993 yılında piyasaya sunuldu.
Piyasaya çıktığı ilk andan itibaren medya kuruluşlarının vazgeçilmez demirbaşı haline gelen bu lens, Haziran 2004'e kadar üretimde kaldı ve nihayetinde bayrağı halefi EF 28-300mm f/3.5-5.6 L IS USM modeline devretti.
Her ne kadar büyük ve ağır gibi görünse de kapsadığı odak aralığına eşdeğer taşımanız gereken prime ya da zum lenslerin bir çantada kapsayacağı hacmi ve ağırlığı hesap ettiğinizde aslında bu konuda bir fayda sağladığı bile düşünülebilir. İşin ilginç yanı, FF gövdelerde devamlı lens değiştirmek istemeyen genel maksat kullanıcıları için halihazırda piyasada bu konuda çözüm sunan ender modellerden biri olması zira üçüncü parti üreticiler dahil eşdeğer odak aralığını kapsayan alternatif lens modeli sayısı 3-4 adetten fazla değil.
Lensin Teknik Özellikleri:
- Optik Yapısı: 15 grupta 21 element
- Odak Aralığı: 35mm-350mm
- Netleme Motoru: USM (Halka tipi)
- En Düşük Diyafram: f/22-32
- Maksimum Büyütme Oranı: 135mm'de 0,25x
- En Yakın Odaklama Mesafesi: 0,6m
- Diyafram Bıçak Sayısı: 8
- Filtre Çapı: 72mm
- Fiziksel Ölçüler: 85mm çap - 167,4mm uzunluk
- Ağırlık: 1.385gr
Gövde Yapısı ve Ergonomi:
Lensin dış gövdesi tamamen metal malzemeden imal edilmiş, hem bu metal malzeme hem de içinde barındırdığı 21 optik elementten dolayı standartların üzerinde bir ağırlığa sahip. Yine de f/2.8 diyaframlı bir 70-200mm'den daha hafif. Yüksek bir odak aralığına sahip olmasına rağmen "push-pull" tarzı bir zum mekanizması sayesinde hızla en geniş açıdan ultra teleye geçiş yapılabiliyor. Öte yandan bu sistemin lens (ve gövde) içine toz kaçmasına yol açtığını da belirtmek gerekir. Lens 35mm'de iken kısa boyutlarda ve kolay taşınabilir bir halde.
Lenste o dönemin büyük beyaz tele zumlarında da bulunan bir zum kilidi mekanizması bulunuyor. Elle netleme halkasının hemen altında bulunan beyaz halkayı çevirerek lensin seçili odak mesafesinde kilitli kalması sağlanabiliyor. Öte yandan bu kilidi fazla sıkmamakta fayda var zira kilit zamanla iç gövde üzerindeki boyaya zarar verebiliyor.
Optik Tasarım:
Lenste 2 adet ultra düşük ışık dağılımlı element (UD) kullanılmış. Bunun dışında kompleks bir optik tasarıma sahip.
EF 35-350mm'nin maksimum diyafram açıklığı, odak uzaklığına bağlı olarak değişmektedir:
| Odak Uzaklığı | En Açık Diyafram Değeri |
|---|---|
| 35mm | f/3.5 |
| 350mm | f/5.6 |
Lensin ara odak mesafelerindeki maksimum diyafram değerlerine dair Canon tarafından yayınlanmış resmi bir veri bulunmamaktadır.
Optik Performans:
Lensin MTF tablosuna gelirsek; lens 35mm'de f/3.5 diyafram değerinde kontrast yüksek seviyelerde ancak köşelere doğru standart seviyelere düşmeye başlıyor. Çözünürlük ise ortalamanın bir tık üzerinde ancak köşelere doğru kabul edilebilir seviyelerin altında kalıyor. 35mm'de f/8 diyafram değerinde kontrast merkezden kenarlara çok yüksek bir seviyedeyken çözünürlük, f/3.5'a göre toparlamasına rağmen merkezde iyi ile köşelerde ortalama seviyeler arasında kalıyor.
Lens 350mm'de geniş açıya göre biraz daha iyi bir performansa sahip. f/5.6'da kontrast merkezden köşelere çok yüksek seviyelerde, çözünürlük ise merkezde oldukça iyi ve köşelerde az bir kayba uğruyor. f/8 diyafram değerinde ise kontrast merkezden köşelere en yüksek değerine ulaşıyor, çözünürlük ise merkezde oldukça yüksek ve köşelerde az bir kayıp söz konusu. Tablolarda lensin genel bokeh karakteri çok yumuşak görünmüyor.
Lensin 5D Mark II'de Reikan Focal ile yapılan test sonuçları yukarıdaki Canon'un kendi MTF tablolarından biraz farklı. Genel itibariyle geniş açıda oldukça iyi, 100-160mm arası neredeyse eşit seviyede ama 35mm'den biraz geride. 200mm'den itibaren 350mm'ye doğru düzenli bir düşüş söz konusu. En iyi sonuçlar için özellikle 100mm-250mm arası en az f/8'de kullanmak şart:
Burada bir parantez açarak yukarıdaki testte 350mm ölçümü için Reikan Focal yazılımının önerdiği test mesafesi olan 8m'den çekim yapıldığını belirtmekte fayda var. Bu mesafede yapılan test sonuçları geniş açı değerlerine oranla biraz düşük çıksa da sahada gerçek çekim koşullarında 350mm ile çok daha uzak nesnelerin çekimleri yapıldığında (odak mesafesi sonsuza yakın iken) lens çok daha yüksek bir performans ortaya koymakta.
Netleme Performansı:
Lens 1993 yılında piyasaya çıkmasına rağmen Canon'un bugün bile kullanmakta olduğu halka tipi USM netleme motoruna sahip. USM sayesinde oldukça hızlı, isabetli ve sessiz netleme yapılabiliyor. Aynı zamanda FTM (eş zamanlı elle netleme) özelliği de destekleniyor.
Örnek Fotoğraflar:
Aşağıda bulunan örnek fotoğraflar RAW olarak çekilmiş olup DxO PhotoLab uygulamasında tamamen otomatik ayarlarla işlenerek jpeg'e çevrilmiştir.
Özet Olarak:
Canon EF 35-350mm f/3.5-5.6 L USM, 10x gibi muazzam bir zum aralığını mümkün olan en az kayıpla sunmayı başarmış gerçek bir mühendislik harikası. Görüntü sabitleme (IS) sistemine sahip olmaması ve yüksek sayılabilecek ağırlığı günümüz şartlarında bir dezavantaj oluştursa da, odak uzaklığından ödün vermeden tek bir lensle her anı yakalamak isteyenler için fotoğrafçılık tarihinin en ikonik modellerinden biri şüphesiz.
- Boyutlarına oranla hafif sayılsa da standartların üzerinde bir ağırlığa sahip olması - IS bulunmaması - Farklı odak aralıklarında değişken diyafram değerleri sunması - Telede hızlı bir lens olmaması - Telede standart zum L serisi lenslerden keskinlik olarak geride kalması - Canon'un kendi DPP yazılımı dahil birçok endsütri standardı RAW düzenleme uygulamasında dijital düzeltme profili bulunmamakta - Lens ve gövde içine toz almaya müsait "push-pull" tarzı zum sistemi

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder